coşkun ve hulusi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
coşkun ve hulusi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2015 Cuma

kedilerde börek yetmezliği

coşkun bir gün hastanede kaldı, tahlilleri yapıldı. hastalığının depresyon ya da bunama ile bir ilgisi yokmuş(keşke bunama olsaydı!). problem böbreklerinde. kanda üre seviyesi yüksek. hem kakayla hem çişle sürekli protein kaybediyormuş. beyaz kan hücreleri düşük, ayrıca anemi var. sadece yüksek üre problemi coşkun'un bütün davranışlarını açıklıyor. kusma, iştahsızlık, kilo kaybı; benim bunama ya da depresyon sandığım davranış gariplikleri -seslendiğim zaman bakmıyor, baksa bile anlamıyor gibi görünüyordu- hepsi üremi yani kandaki yüksek üre hastalığının belirtileriymiş. veteriner potasyum+b vitaminli ilaçlar verdi. tadını beğenmediği için böbrek yetmezliği olan kediler için olan mamadan yemiyor(hill's k/d). gastrointestinal hastalığı olan kediler için olan mamadan vereceğiz(hill's i/d).

yıllardır market mamalarıyla değil, kedi doğasına daha uygun olduğunu düşündüğümüz için tahılsız ve protein içeriği yüksek mamalarla besledik. şimdi acaba yanlış mı yaptık diye düşünüyorum. fazla protein böbrekleri yormuş olabilir mi? hoş şimdiye kadar coşkun ne yediyse hulusi de aynısını yedi. hulusi'de hiçbir sağlık problemi yok maşallah.

birkaç gün boyunca bayıla bayıla yediği tarhanadan bugün de verdim yemedi. buharda patates ve brokoli yaptım. başta heyecanlanıp saldırdı. bir iki parça yedi, anında ilgisizleşti. sadece su içiyor. yürürken yalpalıyor. onu hasta görmeye hiç alışık değilim, dayanamıyorum.

az önce bazı forumlarda veterinerlerin önerdiği protein kısıtlamalı beslenme biçiminin genelde işe yaramadığı, kuru mama yerine çiğ et ya da haşlanmış et gibi daha doğal beslenme yöntemleriyle böbrek yetmezliği olan kedilerin iyileşebildiğini okudum. evde et olsa hemen yapacağım ama vejetaryen olunca evde et bulunmuyor tabi. yarın deneyeceğim. iştahla birşey yediğini görsem umutlanacağım. kalbim acıyor. et yersen coşkun iyileşecek deseler yiyecek durumdayım.

6 Kasım 2015 Cuma

kedilerde depresyon/bunama


güneş'in doğumundan beri değilse de güneş aşağı yukarı 1 yaşından beri coşkun'un davranışlarında değişiklikler olmaya başladı. güneş bebekken onlarla etkileşime geçemediği için rahatsız olmuyorlardı. emekleyip yürümeye başlayınca evde birinin daha olduğunun farkına vardılar. özellikle coşkun. hulusi daha sosyal olduğu için güneş'in bebekliğinden beri hep yanıbaşındaydı, çok kolay kabul etti.

eskiden coşkun hulusi'ye göre daha uslu, terbiyeli ve daha sakindi. mamasını yer, kendini sevdirir, tırmalama kütüğünün en üstüne çıkıp yatar, açıkta ciğer kavurma bıraksam dönüp bakmazdı. tamam, açıkta ciğer kavurma falan bırakmıyorum, hayatımda ciğer kavurmuşluğum yok. zaten kedi maması hariç eve ölmüş hayvandan elde edilen bir yiyecek maddesi girmiyor ama açıkta kedilerin de yiyebileceği şeyler hep oluyordu.

sevdikleri bir yemek yapsam, bezelye, haşlanmış brokoli, nohut kokusu duysalar yanıma gelip miyavlıyor, bacaklarıma sürtünüp istiyorlar, ben de veriyorum. hep verdim. bazen biz ortalıkta yokken hulusi'nin de coşkun'un da birşeyler aşırdığı oluyordu ama önemsemiyordum. yemek için değil ama oynamak için ekmek çalıyorlar genelde, açıkta bulursa affetmiyorlar. e avlanma içgüdüleri var sonuçta normal karşılıyoruz. ama böyle ufak tefek şeyler dışında sofra kurarken falan kediler masanın üstüne çıkar mı, birşeyler çalar mı diye endişe etmek aklıma bile gelmiyordu. mutfağımız açık mutfak, kapısı bacası yok. şu son birkaç aydır kapısı olan bir mutfağı öyle çok hayal ediyorum ki!

coşkun önce kilo vermeye başladı. çok kilo verince, sık sık ishal olunca kan tahlili, hatta kaka tahlili yaptırdık. karaciğer, böbrek hepsi normal, veteriner birşey bulamadı. uzun zamandır hassas olan midesi her mamayı kolay kolay kabul etmiyor, en küçük bir değişiklikte ishal oluyor, iyi ihtimal kusuyor. bebeklikten beri laktoz alerjisi de var. 2 yudum süt yalasa hemen ishal oluyordu. zaten hiç süt vermiyoruz. önceleri peynirden etkilendiğini farketmemiştim arada sussun ve uzaklaşsın diye küçük birşey veriyordum. peynirin de hasta ettiğini farkettiğimden beri onu da hiç vermiyorum. ama deli gibi istiyor. verene kadar acı acı miyavlıyor. sabahları kahvaltı hazırlarken neredeyse elimden alacak, üstüme tırmanıyor.

hiç girmediği yerlere giriyor, eskiden yatmayı sevdiği yerlere ise uğramıyor.
eskiden girmelerini istemediğim bir oda, çıkmalarını istemediğim bir kapı olduğunda ellerimi çırpmam yeterli oluyordu. 1-2 şakşak yapınca sandalyeme oturmuşsa iner, yerimi bana geri verirdi. şimdi şişşşt pişşşt diyorum, adını yüksek sesle söylüyorum, korkup kaçsın diye üstüne yürür gibi hamle yapıyorum tık yok. umursamıyor. çoook rahat ve umursamaz tavırlarla süzüle süzüle mutfak tezgahında dolaşıyor, oradan masaya geçiyor. hiçbir şey, hiç kimse umrunda değil.

tabi durum vahim olduğundan ortada birşey bırakmıyorum. yenebilecek ne varsa dolaplarda. ama hiç birşey bulamazsa yemek yediğimiz tabakları yalıyor. 5 dakika dinleneyim, çay keyfi yapayım sofrayı sonra kaldırırım deme lüksümüz yok. yemek yaparken ya da yerken çocuklardan biri ağlasa, başka odaya gitmem gerekse önce apar topar herşeyi toplayıp sonra koşuyorum. dalgınlıkla unutsam ya da aman şimdi uyuyor, uyanıp da yemeğimi yiyecek hali yok heralde diye tabağımı kaldırmadan çocuğa koşsam döndüğümde coşkun'u masada buluyorum. ayy yazarken bunaldım. bana göre temel sorun yine de çalması değil. kendi maması dışında yediği her şeyden sonra kusuyor olması. daha 3 gün önce kusmuk temizlemekten bıktığım için bir halı attık. neyse daha fazla dağıtmayayım. tüm bu kilo kaybı, davranış değişikliği gibi şeyleri ben hep çocukların doğumuna bağlamıştım. kediler en çok ev değişikliğinden, evde yeni birinin yaşamasından, yeni bebekten falan etkileniyorlar çünkü. eskisi gibi ilgilenemediğim için depresyona girdi diye düşünmüştüm. (hoş çocuklar yüzünden depresyona girmiş olsa da yapabileceğim bir şey yok. kendimi paralasam 2 yaşın altındaki iki bebeğe tek başına bakarken coşkun'la eskisi gibi ilgilenemem.)

internette bununla ilgili araştırma yaparken kedilerin özellikle 11-12 yaşından sonra davranış değişiklikleri gösterdiğini, bir nevi bunadıklarını okudum. coşkun şu an 13 yaşında. benim gönlüm yaşlı demeye elvermiyor ama türkiye'deki veterinerler 7 yaş sonrasını yaşlı kabul ediyor. buradakiler, genel olarak batı dünyası diyeyim 10-12 yaş sonrasını yaşlı kabul ediyorlar. depresyon mu, bunama mı, yoksa bulamadığımız bir hastalığı mı var bilmiyorum ama çocuk günden güne eridi bitti. uzun zamandır yediği kuru mamayı bile kusar hale geldi. 2 gündür eskiden beri çok sevdiği(annemin yapıp getirdiği) tarhana çorbasıyla besliyorum. anneanne çorbası işe yaradı gibi görünüyor :) kusma yok, 200 gr almış.

burak bugün veterinere götürdü, gastrointestinal mama vermişler. salı günü tahlil için yine götürecek. umarım bu kez neden kilo verdiğini bulurlar da coşkun coşkulu günlerine geri döner. daha çok erken. gitmesine hiç hazır değilim.

25 Haziran 2014 Çarşamba

kedigiller

herkes yattıktan sonra gizli gizli güneş'in salıncağına binip uyuyan coşkun, gece su içmeye kalkan annesi tarafından kıskıvrak yakalandı :D

2 Nisan 2014 Çarşamba

kedigiller

coşkun ve hulusi güneş doğduğundan beri durumu iyi idare ettiler. kedileri tanımayan, sevmeyen insanlar gibi kızıma zarar vereceklerinden değil de pabuçlarının dama atıldığını hissedip(özellikle coşkun'un) depresyona girmelerinden korkuyordum. ilk günler güneş ağladığında coşkun korkup uzaklaşıyordu şimdi iyice alıştı.