türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2015 Pazartesi

yurtdışından türkiye'ye paket gönderimi/ptt, gümrük ve ukim süreçleri vol. 2

hiç beklemiyordum ama ptt'nin sitesindeki bilgi edinmeye gönderdiğim emaile perşembe günü yanıt geldi. gönderinin gümrükten çıktığını fakat alıcının postaneden kendisinin teslim almasına karar verildiği yazıyordu. internette birçok forumda gümrük memurlarının ne olduğunu anlamadığı şeyler için alıcının çağırıldığını, bu ne/ne işe yarıyor gibi sorular sorulduğunu okumuştum.

önce paketin nerede olduğunu anlamak istedik ama izmir kargo işleme merkezlerinde de telefona yanıt vermedikleri için cuma günü annem kalkıp karşıyaka'ya gitti. çünkü ptt kargo takip sisteminde paketin karşıyaka kargo işleme merkezinde olduğu yazıyor. uzun süre bekleyip sıra kendisine gelince paketin orada olmadığını, bayraklı adliye şubesinde olduğunu söylemişler. bir kez de oraya gitmek zorunda kaldı.

gerçekten paket oradaymış. hatta annem görmüş :) gümrükçülerin içinden birşey alıp almadıklarını anlamak için tarttırmış. eksik yok. paketi teslim almak istediğinde, pazartesi günü zaten dağıtıma çıkacak, siz hiç taşımakla uğraşmayın demişler(tamı tamına 19.76kg). anneme mantıklı gelmiş, paketi almadan eve dönmüş. ben hikayeyi dinlediğimde bir yandan iyi olmuş taşımakla uğraşmamışsınız diye düşünürken bir yandan da göz göre göre paket geri dönecek diye korkmaya başladım.

benzer şeyler daha önce başımıza geldi çünkü. geçen yıl türkiye'de tatildeyken vejetaryen omega 3 bulamadığım için burak buradan göndermişti. hatta pakete güneş için bir de pişik kremi koymuştu(burt's bees'ler için türkiye'de servet ödeniyor malum). ptt'den pişik kremi ve omega 3 için reçete istenen bir yazı geldi. doktora reçete yazdırdık. reçeteyi faksladık. onca uğraşa rağmen paket gene de geri döndü. aylar sonra paket geri geldiğinde varlığını unutmuştuk bile.

süreci özetlemek gerekirse:
önce anneme bir telgraf gönderip gönderide kozmetik ve ilaç var ya geri göndereceğiz ya el koyacağız dediler. telefonla ulaşamadık ama hem faksla hem de emaille özetle "pakette kozmetik/ilaç yok, gerekirse gümrük muayeneye tekrar alın" diye dilekçe gönderdim. faks değil ama büyük ihtimalle email nedeniyle paket tekrar gümrük muayeneye alındı, ya da alınmadı sadece inandılar. o aşamaları bilmiyoruz. bu kez alıcıya şubeden teslim edeceğiz dediler. annem şubeden teslim almaya gitti, ona da siz zahmet etmeyin biz dağıtıma çıkaracağız, evinize teslim edeceğiz dediler.

dönelim yine bugüne.  pazartesi teslim edilecek dedikleri koli henüz teslim edilmedi. nedense bugün konak şubesine göndermişler. halbuki cuma günü bayraklı'daki büyük postanedeydi. teslim edilecek adres de bayraklı. teslim etmeden önce şöyle bir izmir turu attıralım dediler herhalde!

1 Aralık 2015 Salı

taşınıyoruz

birer birer ve birer bavulla gelip türkiye'den 2 kedimizi de getirterek başladığımız hayatımızın dublin dönemi, 8-10 koli, 2 çocuk, 1 kedi ve bir sürü bavulla dönüşümüzle aralık ayında kapanıyor. son günlerim/gecelerim bir yandan çocuklara bakmak, emzirmek, oynatmak, yemek yapmak ve evi yaşanabilir düzeyde derli toplu tutmak gibi rutin şeyler dışında sevdiğimiz eşyaları, kitapları ve çekmeceler dolusu fimo/hobi araç gereçlerimi kutulara sığdırmakla geçiyor. her sevdiğim şeyi götüremeyeceğim tabi ama yeni hayatımıza başlarken önceki evimizden tanıdık bir iki şey olması daha çabuk "ev" gibi hissettirecek.

dublin'in doğası çok güzel, şehir planlaması medeni, insanlar çok güleryüzlü, sevecen ve saygılı; "türkiye de pek iyiye gitmiyor" (ne zaman gitti ki?)falan filan ama bir ömürdeki kapalı ve yağmurlu hava limitimizi doldurduk. doğduğum, büyüdüğüm(üz), ailelerimizin ve geçmişimizin olduğu yere, türkiye'de yaşanabilecek -şüphesiz- en güzel şehre, izmir'e geri dönüyoruz. güneşli gökyüzünü, sokakta oynayan çocukların seslerini, yanlış basılan kapı zili, korna ve komşuların bitmeyen tadilat seslerine küfretmeyi, gece 1'e kadar kapanmayan bakkalların varlığını özledik. pazara gidip kilo kilo meyve sebze alacağız. gece yarılarına kadar açık kafelerde oturup kahve içeceğiz. en çok da çocukları neneye dedeye bırakıp gezmeye gidebileceğimiz için seviniyoruz.
kutuların gölgesinde sevişen çocuklar :)
burayı, hem istediğim hobi malzemelerine hem de çocuklar için gerekli olan her türlü alet edevata, organik yiyeceklere(hatta rafine edilmemiş şekere) çok kolay ve türkiye' dekinden çok daha ucuz bir şekilde erişim imkanım olduğu için özleyeceğim. şimdiden tofuyu, badem sütünü, çocuklar için zararlı kimyasal içermeyen bebek bezini/ıslak mendili nereden ve kimbilir kaç paraya temin edebileceğimi kara kara düşünüyorum.

hayalini kurduğumuz, kavuşacağımız güzel şeyler bir yana türkiye'de yaşamak biraz güç, sabır ve kararlılık gerektiriyor. burada rahata alışan bünyemiz ne tepki verecek, türkün fabrika ayarlarına dönmemiz ne kadar zaman sürecek bunu zamanla öğreneceğiz.